Eylül 26th, 2007 by ozlem0409

KURBAĞA-AĞIZLILAR belli ki isimlerini muazzam ağız boşluklarından alırlar. Enli ve yassı gagaları, kurbağayla aralarındaki benzerliği artırır. Bu oldukça uyuşuk ve tembel kuşlar, akrabalarının çoğu gibi uçarak avlanacak yerde, dalların arasında hoplayarak kelebekleri ve iri böcekleri yakalarlar. Bir düzine kadar kurbağa - ağızlı türü «Podargidae» ailesini meydana getirir. Bu kuşlar Eski Dünya tropikal kuşağının Güney-doğu Asya ve Avustralya bölgelerinde yaşarlar.
KurbaÄŸa - ağızlılar’dan bazıları irice bir baykuÅŸ kadar büyüktürler. Gündüz vakti bir aÄŸaç dalının üzerinde dikey durumda uyumaları bakımından da baykuÅŸlara benzerler. Tropikal Amerika potoo’ları iriliÄŸinde ve görünüş itibariyle onlara benzer kurbaÄŸa - ağızlılar da vardır. KurbaÄŸa - ağızlılar akrabalarından farklı olarak kendilerine bir aÄŸacın üzerinde çalı çırpıdan yuva yaparlar. Bu, yumurtalarla yavrulara zor destek olabilen derme çatma bir yapıdır.
Posted in Kurbaga Agizlilar | No Comments »
Eylül 26th, 2007 by ozlem0409
GÜNDÜZLERİ MAĞARADA BARINILAR
YAÄž KUÅžU» veya öbür adıyla «guaçaro», bazı halamlardan baykuÅŸlara ve çoban aldatanlar’a benzemekle beraber, baÅŸlı başına bir aile meydana getiren garip bir kuÅŸtur. YaÄŸ kuÅŸları tropikal ülkelerde kalabalık koloniler halinde yaÅŸarlar. Gündüzleri maÄŸaraların karanlık köşelerinde yarasa gibi küme olur, geceleri de yine kalabalık sürüler halinde baÄŸrışarak meyva aramaya çıkarlar. Bu kuÅŸlar, yaÄŸları sebebiyle yerliler tarafından çok aranırlar. YaÄŸ, derilerinin altında kaim bir tabaka halinde uzanır. hele barsakları âdeta yaÄŸ içine gömülmüştür. Yerliler gündüzleri yaÄŸ kuÅŸlarının tünedikleri maÄŸaralara girerek kuÅŸları sopalarla öldürür ve oracıkta yüzerler, sonra yaÄŸlarını maÄŸaraların aÄŸzında kurdukları kulübelerde eritip toprak kapların içinde toplarlar. «Guaçaro yağı» adıyla tanınan bu yaÄŸ yarı sıvı halinde, açık renkli ve kokusuzdur. Bir yılı aÅŸkın bir süre acımadan muhafaza edilebilir. Venezuela’da yemekler çok kere guaçaro yağıyla piÅŸer.
YaÄŸ kuÅŸu, «Steatornithidae» ailesinin tek üyesidir. 1799 yılında giriÅŸtiÄŸi bir seferde Venezuela’nın kıyı maÄŸaralarında bu kuÅŸu keÅŸfeden, ünlü tabiat bilgini Alexander von Humboldt olmuÅŸtur. Tabiat bilginleri yaÄŸ kuÅŸu’na daha yakın tarihlerde Trinidat’ta, Güyan’larda ve Kolombiya, Ekvator ile Peru And’larındaki maÄŸaralarda da rastlamışlardır.
Yaklaşık olarak 50 santim uzunluÄŸundaki yaÄŸ kuÅŸu’nun kızılması kahverengi tüyleri vardır, kanatlarında beyazımsı oval lekeler göze çarpar. Bu kuÅŸun tüyleri öbür gece kırlangıçlarınınkinden farklı olarak sert ve diktir. Kuvvetli kancalı gagası sert ve fırçamsı kıllarla çevrilidir. KurumuÅŸ çamurdan çanak ÅŸeklinde bir yuva yapar ve bunun içine, kızılımsı kahverengi benekli 2-4 yumurta yumurtlar.
Posted in Yag Kuslari | No Comments »
Eylül 26th, 2007 by ozlem0409

BaykuÅŸ kırlangıçları ailesinin Güney ile Orta Amerika’daki temsilcileri «dev gece kırlangıçları» veya öbür adlarıyle «potoo» lardır. Bu baykuÅŸumsu gece kuÅŸlarının üst gagaları kökünde çok geniÅŸtir, ucunda ise daralarak aÅŸağıya kıvrılmış küçük bir kanca halini alır. Alt gaganın ucu da aynı ÅŸekilde aÅŸağıya bükülmüştür. Gaga, kuÅŸun kulaklarının altına kadar açıldığından, bir tenis topu ağız boÅŸluÄŸuna kolayca sığabilir. Fakat gaga hemen tamamen tüylerle örtülü olduÄŸundan boynuz maddesinden olan kısmının pek az bir parçası göze gözükür.
Dev kırlangıçları bazen akşam üzeri yurtlarının otlu savanlarının yukarısında, havada kayarken görülebilirler. Fakat geceleri daha çok faaldirler. Bu arada iri ve fırtlak gözleri cep fenerlerinin ışığında altın gibi parıldar.
Dev gece kırlangıcının yuvası çoğunlukla yerden 1.5-6 metre yükseklikteki bir ağaç kovuğudur. Dişi buraya mor ve kahverengi işaretli bir tek beyaz yumurta yumurtlar.
«Tropikal Amerika dev potoosu» (Nyctibius grandis) 55-60 santimlik uzunluÄŸuyle iri ve ince bir baykuÅŸ büyüklüğündedir. Tüyleri ondüleli kahverengi çizgilerle süslüdür, karnı beyazımsıdır. Havla örtülü yavrunun enli başı bir köpek yavrusunu hatıra getirir. Bu kuÅŸ çok zaman tüneÄŸinde muazzam aÄŸzı ardına kadar açık olduÄŸu halde durur, sürü halinde aÄŸzına giren sinekler ise ağız boÅŸluÄŸunun mukozasına yapışıp kalırlar. Dev potoo’yu esaret hayatında yaÅŸatmak mümkün olamamıştır.
Bunu deneyen çok olmuştur. Fakat ilk aylar serbest hayatında olduğu gibi normal bîr hayat süren dev gece kırlangıcı, zamanla sünepeleşip miskin bir hale gelmektedir. Biraz daha sonra her şeye karşı isteksiz bir hal alıp hayatla ilgisini kesmektedir. Serbest hayatta alıştığı şartları dahi onu kurtaramamaktadır.
Posted in Coban Aldatanlar | No Comments »
Eylül 26th, 2007 by ozlem0409

BAYKUÅž KIRLANGIÇLAR’DA vücut uzunca, boyun kısa, baÅŸ enli ve yassı, kanatlar nispeten kısa ve güdük, kuyruk uzundur. İri gaga kökünde kuÅŸun alnından daha bile geniÅŸtir, ucunda ise kancalı ve boynuzumsudur. Ağız açıklığı gözlerin arkasına kadar uzanır. Çok gür olan tüyleri kamuflaj kurallarına uyar.
Eski Dünya baykuÅŸ kırlangıçları, Güney Asya ile Yeni Gine’de ve komÅŸu adalarda yaÅŸarlar. Ailenin tipik temsilcisi «Eski Dünya dev baykuÅŸ kırlangıcı» (Podargus strigoîdes) denilen karga iriliÄŸinde bir kuÅŸtur. Sırtı koyu grimsi kahve rengi zemin üzerinde beyaz ve siyah benekler ve lekelerle süslüdür. Bu renk ve desen kuÅŸun çevresine öylesine uymaktadır ki, Eski Dünya dev baykuÅŸ kırlangıcı’nı, gündüz saatlerini uyuyarak geçirdiÄŸi aÄŸaç dallarında seçebilmek pek zordur.
Fakat Eski Dünya dev baykuÅŸ kırlangıcı’nın uykusu o kadar ağırdır ki, bir çiftten biri vurularak aÅŸağı düşürülse dahi yanındaki uykusundan uyanmaz. Buna karşılık gece olunca, Eski Dünya dev baykuÅŸ kırlangıcı canlanır ve ava çıkar.
Yavruyken yuvadan alınan Eski Dünya baykuş kırlangıçları, kısa zamanda evcilleşerek sahiplerine alışır ve başına oturacak, hattâ yatağına girecek kadar sokulgan bir hal alırlar. Karakterlerini de değiştirerek gündüz saatlerinde de yemeye başlarlar.
Posted in Coban Aldatanlar | No Comments »
Eylül 26th, 2007 by ozlem0409
İsmini çıkardığı sesten alan ürkek «vuippurvuil» BirleÅŸmiÅŸ Amerika’nın birçok bölümlerinde en iyi bilinen gece kuÅŸudur. (Türkçe ismi olmamasından ötürü bu kuÅŸun ana yurdundaki adını kullanmayı uygun gördük.)
Ender görülen bu kuş, varlığım gürültülü çığlıklarıyle belli eder. Aynı çağrıyı defalarla soluk soluğa tekrar ettiği duyulur. Bir tabiat bilgini, aynı kuşun, çağrısını üst üste 390 kere tekrarladığına şahit olmuştur. «Vuippurvuil» gece gezintilerinden iyi faydalanır. En yaman böcek avcılarından biridir. Akrabası «çakvuü dulu» daha güneylere rağbet eden aynı derecede gürültülü bir kuştur. Güvercin iriliğindeki bu kuşun ağzı o kadar geniştir ki, geceleyin bazen böcek olduklarım sanarak serçeleri, çalı bülbüllerini ve onlara benzeyen başka küçük kuşları yuttuğu olur.
Kuzey Amerika’nın batısında yaÅŸayan «purvuil» in bazen kışı kış uykusu halinde geçirmesinin meydana çıkması, son yılların zooloji konusundaki en önemli keÅŸiflerinden biridir. Tabiat bilginleri bu kuÅŸlardan birine üst üste üç kış Kaliforniya’nın Çakavalla daÄŸlarındaki bir kaya oyuÄŸunda rastlamışlardır. KuÅŸ ellenmiÅŸse de hiç rahatsız olmamış, hattâ bir cep fenerinin ışığı aralık gözlerine yöneltilince dahi hiç bir tepki göstermemiÅŸtir. Tabiat bilginleri bu «purvuil» in vücut ısısını ölçünce 18-19 derece arası olduÄŸunu görmüşlerdir.
Posted in Coban Aldatanlar | No Comments »
Eylül 26th, 2007 by ozlem0409
GECE ATMACASI
(Chordeiles minör)
«Gece atmacası», adına rağmen gerçek atmacalarla hiç bir ilgisi yoktur. Hemen hemen başının tüylerinin içinde gizli çok küçük bir gagası, çok zayıf ve kısa parmaklı ayakları, çok uzun ve sivri kanatları vardır. Rengi sırtında kahvemsi siyah, karnında pas rengidir. Akrabalarının çoğundan farklı olarak, açık alanları sever ve gece olduğu gibi gündüz de faaldir. Açılmış kanatlarının eni 45 santimdir. Yorulmak nedir bilmeden oldukça yükseklere uçup dururken göze çarpıcı bir kuştur. Uçuşu düzensiz sayılır. Erkek gece atmacası çiftleşme zamanında yere doğru bir dalış yapar, sonra birden inişini frenleyince kanat teleklerinin arasından akan hava, gümbürtülü bir ses çıkarır. Uzun ve sivri kanatları beyaz bir benekle işaretlidir.
Gece atmacası, tıpkı akrabası olan öbür çoban - aldatangiller gibi, yuva yapmak zahmetine katlanmaz. İki
yumurtasını kayalık bir köşede veya çakıllarla kaplı bir alanda yere yumurtlar. Bu gri lekeli yumurtaların görülmeleri kolay değildir. Daha sonra havla örtülü yavrular da çevreye uyarlar. Gece atmacalarının en dikkate değer huylarından biri, yumurtalarını şehir binalarının çakılla örtülü düz damlarının üzerine de yumurtlamalarıdır. Bunun, yumurtaları yumurta yiyen yılanlar gibi yağmacılardan korumak avantajı vardır. Bu kuşlar, insanoğlu tarafından rahatsız edilmemek şartıyle, yavrularını çok kere binaların tepesinde büyütmeyi başarırlar.
Çoban - aldatanlar hemen hemen yalnız, uçan böceklerle beslenirler. Ailenin normal olarak ılımlı bölgelerde yaÅŸayan bazı üyeleri soÄŸuk havaların bastırmasıyle tropikal kuÅŸaklara göç ederler. Gece atmacaları da aynen böyledir. Öbür çoban-aldatanlar’ın gece vakti yolculuk etmelerine karşılık, gece atmacaları bazen gündüz saatlerinde de kalabalık sürüler halinde güneye yol alırken görülebilirler. Gece atmacaları çok zaman gündüzün dinlenirler, ortalık kararmaya baÅŸlarken harekete geçer ve günün bu saatinde kalabalık sürüler halinde ortalığı basan böcekleri yiyip bitirmeye hazırlanırlar.
Posted in Coban Aldatanlar | No Comments »
Eylül 26th, 2007 by ozlem0409
ÇOBAN - ALDATANLAR’A birçok dillerde «keçisaÄŸan» denilmesinden Aristo sorumludur. Yunan filozofu, bu kuÅŸların, muntazam ağızlarından, keçilerin sütünü saÄŸmakta yararlandıklarım söylemiÅŸti. Bu iddianın gerçekle ilgisi yoktur tabiî. Çoban - aldatanlar’ın geniÅŸ aÄŸzının vazifesi uçan böcekleri kapmaktır. Bu kuÅŸları, ağızlarını ardına kadar açmış vaziyette bir böcek bulutunun içine dalarken görmek mümkündür. AÄŸzın köşelerindeki iri kıllar, böcekleri ağız boÅŸluÄŸunun içine süpürmelerine yardım eder.
Bilimsel adı «Caprimulgidae» olan üyeleri bozuk ve çatlak sesleriyle ün salmışlardır. Birçok Amerika çoban-aldatanlarının isimleri çıkardıkları sesin taklididir. «Purvuil» (Phalaenoptilus nuttalli) ve «vuippurvil» (Caprimulgus vociferus) gibi…
Çoban - aldatanlar’ın bizim için en önemlisi Avrupa çoban - aldatanı’dır (Caprimulgus europaeus). 25-26 santim uzunluÄŸundaki bu kuÅŸun kanatları uzun ve oldukça sivri, kuyruÄŸu yuvarlak, vücudu uzun, boynu çok kısa, başı iri ve enli, gagası çok ufak, çok kısa ve ucunda kancalıdır. Avrupa’nın kuzeyinde Norveç’ten baÅŸlayarak bütün Avrupa’da ve Batı Asya’da yaÅŸar, kışın daha güneylere inerek bütün Afrika ülkelerini ziyaret eder. Daha çok seyrek aÄŸaçlı ormanları tercih eder. Akrabası baykuÅŸlar gibi yalnız geceleri faaldir, gündüz saatlerini daha çok yerde veya rahat bir dalın üzerinde tüne-yerek geçirir.
Ayakları kuvvetsiz olduğundan, genel olarak dalın üzerinde uzunlamasına yatar. Kahvemsi gri zemin üzerinde benekli ve çizgili tüyleri mükemmel bir kamuflaj vazifesi görür.
Posted in Coban Aldatanlar | No Comments »
Eylül 26th, 2007 by ozlem0409
BU GRUPTA gerçekten garip bazı kuşlara rastlamaktayız. Adları da kendileri kadar gariptir. Çoban - Aldatanlar bazı ülkelerde «keçi-sağanlar» diye tanınmaktadır, fakat keçi sağmakla ne ilgileri olabilir ki? Gece atmacaları atmaca olmaktan başka, gündüz saatlerinde de hayli faaldirler. Dev gece kırlangıçlarıyle kurbağa - ağızlılar son derece geniş ağızlan dola-yısıyle üzerlerinde durulmasına değerler. Bir zamanlar vücutlarının yağı için çok aranan yağ kuşları ya-rasamsı bir hayat sürerler. Bu alt takımın (Caprimulgiformes) en garip üyesi de kış uykusuna yattığı bilinen tek kuş olan çoban - aldatanlardan biridir.
Bu gruptaki kuşların hepsi daha çok geceleri faal olan orta irilikte, iri ağızlı, renk bakımından baykuşlara benzeyen ve onlar gibi yumuşak tüylü yaratıklardır. Gagalarının etrafı fırça gibi sert tüylerle çevrilidir. Hepsi baykuşlarla yakın akrabadır.
Posted in Uncategorized | No Comments »
Eylül 26th, 2007 by ozlem0409
Blogcu Zade ‘ye hoÅŸgeldiniz. Bu sizin gönderilmiÅŸ ilk mesajınız. Silebilir ve düzenleyerek bloÄŸunuz devam edebilirsiniz.
Kolay Gelsin !
Posted in Uncategorized | 1 Comment »